Ne okudum, ne öğrendim? #1
Burada size anlatacak ve aktaracaklarımın detaylı ve kapsamlı bir bütününe ulaşmak istiyorsanız Doğu Batı dergisinin 71. Sayısında yer alan, Armağan Öztürk’ün Aydınlanmanın Mite Gerileyişi Tezi Üzerine Düşünceler adlı makalesini okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
- Adorno ve Horkheimer için akıl ilerlemeci bir tahakküm yaratmış böylece mitsel olandan kurtulma çabası mitin yeniden canlanmasına yol açmıştır.
- İki düşünür için de proletarya kendini kurtaracak tarafa yol alan bir özne değildir.
- Frankfurt Okulu düşünürlerinin çoğunluğu bilime karşı felsefeyi ön planda tutmuştur.
- Araçsal rasyonalite altında aydınlanma, özgürlük ve özerklikten ideolojiler, konformizm ve yabancılaşmanın nasıl tezahür ettiğine dair verilen yanıtların toplamı eleştirel kuramı oluşturmuştur.
- Akıl, verili olanı eleştirel bir şekilde aşarak özgürlüğün önündeki engelleri kaldırmalıdır.
- Horkheimer ve Adorno gibi tüm eleştirel kuramcılar için pozitivizm aydınlanmanın bir döküntüsü ve felsefi bir teknokrasidir. Pozitivistler felsefelerinin epistemolojik ve etik sonuçlarını kavrayamayan, bilimi bilme edimine özdeş bir içerikle yorumlayan, böylece yanıltıcı bir gerçeklik algısı yaratan, rasyonelliği dar bir şekilde tanımlayan ve düzeni onaylayıp teknokrasisinin tahakkümüne yardımcı olan bir felsefedir. Olgu ve değerin mutlak bir şekilde birbirinden ayırt edilmesi ve insanların nesne düzeyine indirgenmesi pozitivizmi eleştirel teorinin hedefi yapan başlıca unsurlardır. Pozitivizm ve totalitarizm arasındaki devamlılık ilişkisini Adorno ve Horkheimer dışında Hayek de düşünür. Nitekim Adorno ve Horkheimer için modern toplumdaki başlıca sorun öznenin kayboluşu olan totalitarizmdir.
- Adorno ve Horkheimer’e göre insanlık barbar ve yozlaşmış bir dünyada yaşamaktadır. Bu tarz trajedilerden ise milliyetçilik tarzı ideolojiler değil, Aydınlanma sorumludur. Sonuç olarak da Aydınlanma mite doğru bir gerileme yaşamıştır. Aydınlanmayı mitosa gerileten şey ise insanı doğadan özgürleştirmeye çalışan aklın işleyiş biçimidir. Aydınlanmanın mite gerileyişi aracın amaçtan bağımsız hale gelmesi ve nesnelliğin ön plana çıkmasıdır. Nitekim kendileri Aydınlanmayı Batı uygarlığını baştan beri belirleyen katalizör bir güç olarak görürler. Yararlılık ölçütünün dışında kalan her şey Aydınlanmacı akıl için şüphelidir.
- Horkheimer için liberalizmden faşizmin çıkması araçsallığı yeniden üreten öznel akıldır. Araçsal akıl çağında ise doğruluk kendi başına bir amaç değildir. Pragmatizm ise amaçlar anlamını yitirdikçe ortaya çıkar. Pragmatizmin dünyadında felsefe ve birey bunalım içerisindedir. Sıradan insanın tek arzusu diğer şeyler üzerinde kontrol sahibi olmaktır. Bu kontrol mükemmelleştikçe insan otomatik bir makineye, akıl ise o makineyi ayakta tutan bir yürütme aparatına dönüşür.
Sonuç olarak, kendi üretkenliğinin kölesi olmuş modern insanın trajedisini anlatır Adorno ve Horkheimer.
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder